İlk kışımda, dışarıda üç derece olduğunu görüp yazlık taytımı giyip çıktığımı hatırlıyorum. On beşinci dakikada parmaklarım hissizleşmiş, boğazım yanmış, geri dönmek zorunda kalmıştım. O gün kış koşusunun yaz koşusundan farklı bir ekipman ve tempo yönetimi problemi olduğunu anladım. Aradan geçen sezonlarda denediğim şeyleri, yanlışlarımı ve şu an neyi tercih ettiğimi olabildiğince açık anlatmaya çalışacağım.
Kışın dışarıda koşarken karşımıza aynı anda dört farklı zorluk çıkıyor ve bunları ayrı ayrı düşünmek işi kolaylaştırıyor:
Bunların hiçbiri koşmayı imkânsız kılmıyor. Ama her birinin kendi çözümü var ve çözümler arasında da tercih yapmak gerekiyor.
Kışın en sık yapılan hata fazla giyinmek. Ben artık şu kuralı kullanıyorum: dışarı çıktığımda hafifçe serin hissetmeliyim. İlk beş dakikada üşüyorsam doğru giyinmişimdir; ilk beş dakikada rahatsam on beşinci dakikada terden sırılsıklam olurum.
Denediğim üç yaklaşımı karşılaştırayım:
| Yaklaşım | Nerede iyi | Nerede kötü | Benim notum |
|---|---|---|---|
| Tek kat kalın polar/sweatshirt | Kısa, yavaş koşular; 5 °C üstü | Pamuk ter tutuyor, ıslanınca soğuk taşı gibi oluyor | Sadece 20 dakikalık yürüyüş-koşu için |
| İki kat: teknik iç kat + rüzgâr kesen ince ceket | 0–8 °C, rüzgârlı hava, çoğu tempo | Ceketin nefes almazsa içi buğulanıyor | Sezonun %80'inde bu |
| Üç kat: teknik iç + yalıtım katı + dış kat | Eksi derece, uzun mesafe, düşük tempo | Yoğun antrenmanda aşırı ısınma; hareket kısıtlıyor | Sadece kar yağarken uzun koşuda |
Uçlar gövdeden daha kritik. Ben eldiven, ince bere veya kulak bandı ve buff'ı asla atlamıyorum; ısındığımda bereyi çıkarıp cebe atmak, montu çıkarmaktan çok daha pratik. Buff'ı ağzımın önüne çektiğimde havanın nemlenip ısınması boğaz yanmasını gerçekten azaltıyor — bunu fark ettiğim gün soğuk hava öksürüğüm neredeyse bitti.
Burası en çok kafa karıştıran kısım. Yazlık yol ayakkabımın tabanı buzda cam gibi kayıyor ama karla kaplı parkurda da patika ayakkabısı gereksiz ağır kalıyor. Kararı zemine göre veriyorum:
| Seçenek | Buzda tutuş | Islak asfalt | Ayak sıcaklığı |
|---|---|---|---|
| Standart yol ayakkabısı | Zayıf | Orta | Düşük (file üst ıslanıyor) |
| Derin dişli patika ayakkabısı | Orta | İyi | Orta |
| Su geçirmez membranlı model | Orta | İyi | Yüksek ama terletir |
| Ayakkabı üstüne takılan çivili/zincirli aparat | Çok iyi | Gereksiz, rahatsız | Değişmez |
Benim düzenim şöyle: kuru soğukta normal yol ayakkabım, karlı-çamurlu parkta patika modelim, gerçek buz varsa üstüne takılan aparat. Aparatı ilk kez taktığımda tempom düşmüştü ama düşme korkusuyla adım kısaltmaktan çok daha verimliydi. Ayakkabı tercihinizi genel olarak nasıl yaptığınızı merak ediyorsanız, sitedeki ayakkabı karşılaştırması bu kararı zeminden bağımsız olarak da netleştiriyor.
Kışın en büyük yanlışım hız çalışmasını dışarıda yapmaya inat etmekti. Soğukta kaslar daha yavaş ısınıyor, buzlu zeminde uzun adım riskli ve solunum yolları yüksek tempoda daha çok tahriş oluyor. Şimdi şöyle bölüyorum:
Soğukta susuzluk hissi azalıyor ama nefesle ve terle su kaybı devam ediyor. Ben kışın susamasam da 40 dakikayı geçen koşularda su alıyorum; unuttuğum günlerde baş ağrısı ve DOMS'un daha ağır geçtiğini net şekilde gözlemledim.